The King Film Eleştirisi

Netflix'in yeni filmi The King kimi zaman eğlenceli ancak ortalama bir seyirlik.
The King Film Eleştirisi

Timothée Chalamet, hayranlarına göre Hollywood’un yeni Leonardo DiCaprio’su olmak için kolları sıvamışken yakışıklılığın yanı sıra oyunculuk anlamında da yapılması gereken ödevler olduğunu unutmuş görünüyor. Netflix yapımı The King’in baş rolünde oynayan genç oyuncu filmde çok kısa bir süre görünen Robert Pattinson’un gölgesinde kalıyor.

Her genç yıldız A sınıfı aktörler listesine yükselmek için büyük bir iştah duyar ancak bunun için güzel bir yüz yeterli olmuyor. Farklı, tuhaf ve altından kalkılması güç rollerde de kendini ispatlamak ve eleştirmenlerin de gönlünü kazanmak gerekiyor. Bunun en bariz örneklerinden biri Harry Potter serisinde Cedric Diggory karakterini oynadıktan sonra Alacakaranlık’ta yakışıklı vampir Edward Cullen’ı canlandıran Robert Pattinson. Yakışıklılığı ile (en azından hayranlarına göre) zaten büyük bir hayran kitlesine sahip olan Pattinson, gişe canavarı filmlerde hayran kitlesini artırmayı başarmakla kalmamış, seyircinin tuhaf bulduğu The Lighthouse gibi bağımsız filmlerde ve David Cronenberg gibi tekinsiz isimlerin projelerinde de rol alarak eleştirmenleri de kendi tarafına çekmeyi başarmıştı.

Robert Pattinson - The King (2019)

Robert Pattinson - The King (2019)

Gelelim Timothée Chalamet’e. 2017’de Beni Adınla Çağır (Call Me By Your Name) filmiyle seyircinin radarına giren genç oyuncu bir Shakespeare uyarlaması olan The King filminde güzel yüzü haricinde masaya bir şey getirmeyi başaramıyor. Film boyunca somurtması, etkileyici bir bakış, mimik ya da dün ölmüş bir kadavradan hallice bir yaşam belirtisi gösterememesi tüm filme bir kasvet bindiriyor. Sadece bununla kalsa iyi. Babasıyla sorunları olan ve bu yüzden saraydan uzak, sürekli içki içerek yaşayan Henry’nin prensip gereği uzak durduğu tahta hemen oturuvermesi filmi tutarsız bir hikayeye dönüştürüyor. Bunda Chamalet’in suçu yok aslında. Yönetmen, aksiyona odaklanmak için olsa gerek sorumsuz bir sarhoştan katı bir krala dönüşüm sürecindeki psikolojik gelişim sahnelerini es geçmiş. Buna bir de genç yıldızın karizmatik olacağım derken aşırı soğuk bir oyunculuk sergilemesi ve set arkadaşlarının kendisinden rol çalması eklenince The King keyifli ama ikna edici olmayan bir kara deliğe dönüşmüş.

Joel Edgerton filmde Henry’nin yakın arkadaşı ya da daha doğrusu halkına zulmeden babasından nefret eden çiçeği burnunda kralın babası olarak gördüğü Falstaff’ı canlandırıyor. Edgerton, kimi zaman gürültücü, kimi zaman kaba ama her zaman Henry’nin iyiliğini düşünen bir çam yarması rolünde oldukça başarılı bir iş çıkarıyor. Ta ki o da Henry gibi yetişkinlerin sorunlarıyla yüzleşene dek… Fransız prensi canlandıran Robert Pattinson’ın İngilizce aksanı tek kelimeyle muhteşem. “İngilizce konuşmayı seviyorum. Sade ve çirkin” sözleriyle bile saldırgan ve şımarık tavırlarını seyirciye geçirmeyi başaran Pattinson filmin en eğlenceli kozlarından biri. Edgerton ve Pattinson’ın olmadığı diğer sahneler ise oldukça sönük ve renksiz.

Joel Edgerton - The King (2019)

Joel Edgerton - The King (2019)

Filmde görsel efektlerin çığır açıcı olduğunu söylemek zor ancak bazı idam sahneleri her ne kadar kanlı ve çok vahşi olsa da seyirciyi etkilemeyi başarıyor. 140 dakikalık filmden bu sahneleri, Edgerton ve Pattinson’ın eğlenceli diyaloglarını çıkardığınızda geriye eh-işte kıvamında bir film kalıyor. The King eli yüzü düzgün bir film ama Netflix’e milyonlarca yeni abone kazandırması zor görünüyor. 

The King Mydoviz Puanı: 3.5/5 

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS