WhatsApp mı Telegram mı yoksa Bip mi?

WhatsApp mı Telegram mı?

Facebook dünya genelinde kişisel verilerin gizliliği konusunda maalesef kötü bir imaj çizdi. Cambridge Analytica sonrası alevlenen tartışmaların tam gözünde oturan Mark Zuckerberg'in bu süreci iyi yönettiğini söylemek zor. Buna bir de WhatsApp'ın kişisel verileri özgürce kullanmasına imkan sağlayan hizmet koşullarındaki değişiklik eklenince ortalık karıştı. Aslında ortada trajikomik bir durum var.

Hiç bir alış veriş sitesine girip o çok beğendiğiniz tişörte bir iki dakika baktıktan sonra Google'ın size sürekli bu tişörtün reklamlarını gösterdiğine şahit oldunuz mu? Ya da hayatınızda bir kerecik GoDaddy'den alan adı satın aldığınız için Youtube'da sürekli GoDaddy reklamları ile karşılaştınız mı? Bunun sebebi teknoloji şirketlerinin attığınız her adımı takip etmesi...

Google dahil online dünyanın geçiş kapıları gibi çalışan yazılım devleri için en kıymetli şey; bilgi. Kişinin ilgi alanları, en sevdiği müzik, online alışveriş yapma sıklığı, takip ettiği yazarlar, hassasiyet gösterdiği durumlar, sağlık durumu, kişinin rehberindeki isimler üzerindeki etkisi, kendi sosyal haritasındaki rolü ve ağırlığı (bunu ölçmek zor değil, Twitter datası tek başına bu bilgiye erişmek için yeterli), kan grubu, tatile gittiği yerler, olumlu tepki gösterdiği paylaşımlar gibi birçok bilgi teknoloji şirketlerinin elinde var. Zira bu şirketler online dünyanın en çok rağbet edilen hizmetlerini sunuyorlar ve bu hizmetlere erişmenin ilk şartı bazı şartları baştan kabul etme zorunluluğu...

Dolayısıyla WhatsApp'ın hizmet koşullarındaki değişikliği kabul etmeseniz dahi zaten daha önce kepçe kepçe verilerinizi vermiş durumdasınız. Adamlar nezaket (!) gösterip bunu duyurunca ortalığı ayağa kaldırıp da Facebook ve Instagram üzerinden Bip'e geçtiğini açıklayanların hali biraz trajikomik. Zira bu sosyal medya platformları da Mark Zuckerberg'e ait. Onları kullanmak için de benzer izinleri verdiniz zaten.

Buna bir son vermek lazım. Herkesin hemfikir olduğu nokta burası ama nasıl olacağı konusunda kafalar karışık. Sosyal medya devlerinin kişisel verilerimiz üzerinden haksız kazanç sağlamasını önlemek için yerli ürünleri tercih eden bazı kişilerde; yerli ürünlerin istenen kaliteyi sağlayamadığı tespiti ve acaba fişlenir miyiz endişesi baş gösteriyor. Bu endişelerin giderilmemesi halinde çok hızlı bir kavimler göçüne ev sahipliği yapan yerli firmalar bu trendden mutlu olsalar da ortalık yatışınca kullanıcılarını aynı hızla ellerinden kaçırmaları işten bile değil.

Dolayısıyla WhatsApp'ın çok büyük bir müşteri kitlesine sahip olduğu ülkemizde BİP, LAF ve DEDİ gibi uygulamaların başarılarını devam ettirmeleri kaliteli hizmet ve algı yönetimine bağlı. İlk gün BİP'in trafiği yönetemediğine dair dedikodular ayyuka çıkmıştı.

WhatsApp mı Telegram mı yoksa Bip mi?

Bu sorunun teknik cevabı ile vicdani cevapları maalesef farklı. Teknik olarak WhatsApp ve Telegram çok büyük bir yol katettiler. BİP, Dedi veya Laf'ın aynı kaliteyi hemen sunmasını beklemek çok adil değil.

Yerli ve milli olarak bakıldığında ise tabii ki yerli uygulamaların tercih edilmesi gerekir ama şirketlerin kullanıcıların datasının nasıl yönetildiğine dair vatandaşı bilgilendirmesi ve ikna etmesi şart.

Keşke blok zincir teknolojisi üzerine bina edilmiş, açık kaynak bir sosyal medya/mesajlaşma yazılımı geliştirsek de herkes arka planda neler olduğunu kendisi sorgulayabilse... Herkes demişken ülkemizin yetenekli, güzide yazılım gurularını kastediyoruz tabii ki. Yoksa her yurdum insanının açık kaynak bir blok zincir yazılımını analiz edebilecek birikime sahip olmasını beklemiyoruz.

Halihazırdaki yerli uygulamalarımız arasında böyle bir platform henüz yok. Bu sebeple yine bir Amerikan menşeili uygulama olan ve Selçuk Bayraktar'ın Twitter hesabından adres gösterdiği Signal da alternatifler arasına girdi.

Son olarak da şunu belirtmek lazım. Facebook kişisel bilgilerin kullanımı konusundaki imajını düzeltmediği sürece politikalarındaki en küçük bir değişiklik bile sabıkalı bir adamın ağzından çıkan hakikatin bile sorgulanması gibi kelebek etkisi yapacaktır. Dolayısıyla her ne kadar kendileri çok masum bir değişiklik olduğunu savunsalar da hizmet koşullarındaki yeniliklerden ziyade bir imaj sorunu var ortada. Sosyal medya konseptinde devrim yapan dahi çocuk Mark Zuckerberg'in bu konulara biraz daha kafa yorması şart.

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS